Kayapınar Köyü - Bozkır - Konya | kayapinar.net

Kayapınar Forum Mayıs 22, 2012, 05:33:22 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.


Kullanıcı adınızı ve parolanızı
Duyurular:
 
 
Sayfa: 1 [2]   Aşağı git
Gönderen Konu: ayet hadis güzel söz  (Okunma Sayısı 6662 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Ahmet Karakuş
Kayapınar Sevdalısı
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 126



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #15 : Ocak 22, 2009, 18:54:33 »

Resûlullah Sallallahu Aleyhi Vessellem buyurdular ki:

"Her namazı sanki kılacağın son namazmış gibi kıl."

(Beyhaki, Hakim)

---

"Kimin kalbine namaz sevgisi girer de rükû ve secdelerini tam yaparak zevkle namaz kılarsa, Allah onu kıyamet gününde mutlaka razı edinceye kadar cennet nimetleriyle nimetlendirir."

(Taberani)
Logged

Gitmiş dünler hesaptır, gelmemiş yarınlar ise fırsat...
Ahmet Karakuş
Kayapınar Sevdalısı
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 126



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #16 : Ocak 22, 2009, 19:03:09 »

Onlar sanıyorlar ki,

biz sussak mesele kalmayacak.

Halbuki biz sussak, tarih susmayacak..

Tarih sussa, hakikat susmayacak.

Onlar sanıyorlar ki,

Bizden kurtulsalar mesele kalmayacak.

Halbuki bizden kurtulsalar,

vicdan azabından kurtulamayacaklar.

Vicdan azabından kurtulsalar,

tarihin azabından kurtulamayacaklar.

Tarihin azabından kurtulsalar,

Allah'ın gazabından kurtulamayacaklar.''

Sezai KARAKOÇ
Logged

Gitmiş dünler hesaptır, gelmemiş yarınlar ise fırsat...
Mehmet Ünlü
Aktif Üye
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 50


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #17 : Ocak 29, 2009, 16:09:44 »

teşekkürler
Logged
Osman Keleş
Site Yöneticisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 427



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #18 : Haziran 26, 2011, 16:10:32 »

“Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir.” (İsra Suresi, 1)


 
Logged

Atas yakar bacasina,dumani tütmeyen,
Keklik gibi gaya,ardinda cikip ötmeyen
Okuyup yazmazi,sitemiz neylesin Osman?
Gönlünde paylaşmak geçmiyorsa neylesin osman..
H.KANAR
Mehmet Keleş
Kıdemli Üye
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 351



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #19 : Haziran 28, 2011, 19:25:20 »

miraç kandili mübarek olsun.
Logged

gurbetten sılaya
Mehmet Keleş
Kıdemli Üye
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 351



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #20 : Haziran 28, 2011, 19:36:27 »

MİRAÇ KANDİLİ
Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biri de Miraç Gecesidir. Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir. Resulullahın (a.s.m.) şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur.
Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür. Miraç mucizesi Kur'ân-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur. Bu îlâhî yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksâya kadarki safha Kur'ân'da şöyle anlatılır:

“Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir.” (İsra Suresi, 1)

Miraçın ikinci merhalesi de Mescid-i Aksâdan başlayarak semânın bütün tabakalarından geçip tâ İlâhi huzura varmasıdır. Bu safha da Necm Sûresinde şöyle' anlatılır:

“O ufkun en yukarısında idi. Sonra indi ve yaklaştı. Nihayet kendisine iki yay kadar, hatta daha da yakın oldu. Sonra da vahyolunacak şeyi Allah kuluna vahyetti. O’nun gördüğünü kalbi yalanlamadı. Şimdi O’nun gördüğü hakkında onunla mücadele mi edeceksiniz? And olsun ki onu bir kere daha hakiki suretinde gördü. Sidre-i Müntehâda gördü. Ki, onun yanında Me'vâ Cenneti vardır. O zaman Sidre'yi Allah'ın nuru kaplamıştı. Gözü ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı. And olsun ki Rabbinin âyetlerinden en büyüklerini gördü.” (Necm Suresi, 7-18.)

Miraç nasıl oldu?
Miraç, Receb ayının 27. Gecesi Cenab-ı Hakkın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselâmın rehberliğinde Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksâ'ya, oradan semaya, yüce âlemlere, İlâhî huzura yükselmesidir.
Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam Mescid-i Haramdan (Mekke'den), Mescid-i Aksâ'ya (Kudüs'e) ata benzer beyaz bir Cennet bineği olan Burak ile geldi. Kudüs'e gelmeden yol üzerinde Hz. Musa'nın makamına uğradı, orada iki rekât namaz kıldı, daha sonra Mescid-i Aksâ'ya geldi. Orada bütün peygamberler kendisini karşıladı. Miraçını kutladılar. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam burada peygamberlere iki rekat namaz kıldırdı, bir hutbe okudu.
Bir rivayette Hz. İsa'nın doğduğu yer olan Betlaham'a uğradı, orada da iki rekât namaz kıldı. Ve bugün Kubbetü's-Sahra'nın bulunduğu yerden Muallak Taşının üzerinden Miraça yükseldi.

Semanın bütün tabakalarına uğradı. Sırasıyla yedi sema tabakalarında bulunan Hz. Adem, Hz. Yahya ve Hz. Îsa, Hz. Yusuf, Hz. İdris, Hz. Harun, Hz. Musa ve Hz. İbrahim gibi peygamberlerle görüştü, Onlar kendisine “Hoş geldin” dediler, tebrik ettiler.
Bundan Sonra Hz. Cebrail ile birlikte imkân ile vü-cub ortası (kâinatın bittiği yer) Sidretü'l-müntehâ'ya geldiler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam orada ikisi gizli, ikisi açıktan akan (Nil, Fırat) dört nehir gördü. Sonra hergün yetmiş meleğin ziyaret ettiği Beytü'l-Ma'mur'u ziyaret etti.
Hz. Cebrail'in buradan öteye gitmesi mümkün değildi. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bundan sonra Refref adında bir vasıta ile zaman ve mekândan münezzeh (uzak) olan Cenab-ı Hakkın cemaliyle müşerref oldu.
Süleyman Çelebi'nin dediği gibi

“Aşikâre gördü Rabbü'l-izzeti/Âhirette öyle görür ümmeti” İnşaallah...

Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Rabbinin huzurundan döndükten sonra Hz. Musa ile karşılaştı., “Allah ümmetine neyi farz kıldı?” diye sorunca, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam “50 vakit namaz” buyurdu.

Hz. Musa'nın, “Rabbine dön, azaltması için Rabbinden niyazda bulun, ümmetin buna güç yetiremez” demesi üzerine, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, beş sefer Cenab-ı Hakka niyazda bulundu, her seferinde 10 vakit indi, sonunda beş vakitte karar kıldı.

Daha sonra Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Hz. Cebrail'in rehberliğinde Cenneti, Cehennemi, âhiret menzillerini ve bütün âlemleri gezdi, gördü, Mekke'ye döndü.

Sabah olunca Kabe'nin yanında Mekkelilere Miraçı anlattı. Onlar Peygamberimizden delil istediler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam de onlara yolda gördüğü kafilelerinden haber verdi. Kureyşliler hemen kafileleri karşılamak için Mekke dışına çıktılar. Gelenleri aynen Peygamberimizin Aleyhissalâtü Vesselam haber verdiği gibi gördüler, ama iman nasip olmadı.

Ama yine de Peygamberimizden üst üste Miraça çıktığına dair delil istediler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Kudüs'e, Mescid-i Aksâ'ya uğradığını anlatınca Kureyşliler, “Bir ayda gidilebilen Bir yere Muhammed nasıl bir gecede gidip gelebilir?” diye itiraz ettiler, ardından da Mescid-i Aksâ'yı görmüş olanlar, “Mescid-i Aksâ'yı bize anlatır mısın?” diye Peygamberimize soru yönelttiler.

Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam şöyle anlattı:
“Onların yalanlamalarından ve sorularından çok sıkıldım. Hatta o ana kadar öyle bir sıkıntı hiç çekmemiştim. Derken Cenab-ı Hak birden Beytü'l-Makdis'i bana gösterdi. Ben de ona bakarak her şeyi birer birer tarif ettim. Hatta bana, ‘Beytü'l-Makdis'in kaç kapısı var?’ diye sordular. Halbuki ben onun kapılarını saymamıştım. Beytü'l-Makdis karşımda görününce ona bakmaya ve kapılarını teker teker saymaya ve anlatmaya başladım.”

Bunun üzerine müşrikler:
“Vallahi dos doğru tarif ettin” dediler, ama yine de iman etmediler.

O esnada Hz. Ebû Bekir çıkageldi, müşrikler durumu ona haber verdiler. Hz. Ebû Bekir, “Eğer bu sözleri ondan duymuşsanız seksiz şüphesiz doğrudur” diyerek hemen tasdik etti ve bundan sonra Hz. Ebû Bekir “Sıddîk, tereddütsüz inanan” ünvanını aldı.

Peygamberimiz neden mirac’a çıktı?
Bir padişahın iki türlü konuşması vardır. Biri, bir vatandaşla telefon ederek küçük bir meseleyi görüşmesi. Diğeri de devlet başkanı, halifelik yönü ve milletin idarecisi olarak, emirlerini her tarafa duyurmak için özel bir elçisi ile konuşması, sohbet etmesi, onun aracılığı ile ferman yayınlamasıdır.
Bu örnekte olduğu gibi Cenab-ı Hakkın da kulları ile iki tarzda muhatap olması vardır. Biri, özel ve cüz'i, diğeri de geniş ve genel mahiyette bir konuşması. Cenab-ı Hakkın bazı velilerle özel ve cüz'i anlamda ilham etmesi birinciye örnektir.

Ama Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün velayet mertebelerinin üstünde bir büyüklük ve yücelikte, kâinatın Rabbi, bütün varlıkların Yaratıcısı olarak Cenab-ı Hakkın sohbetine müşerref olması ise ikinci ve mükemmel olanına misaldir.

Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam elçiliği iki taraflıdır. Birisi halktan Hakka, diğeri de Haktan halka. Birisi mi'râcin bâtıni tarafı olan velayet yönüdür, diğeri de zahiri tarafı olan risalet yönüdür.

Yani Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam bizi temsilen Cenab-ı Hakkın huzuruna çıktı, başta insanlar olmak üzere bütün varlıkların ibadet, kulluk, tesbih ve zikirlerini toplu olarak (askerin komutana tekmil vermesi gibi) arz etti. Bu yönüyle Miraç halktan, insanlardan, varlıklardan Hakka bir gidiştir. Diğeri de Cenab-ı Hakkın biz kullarından istediklerini, emir ve yasaklarını Resul olarak getirmiştir. İbadetlerin özü ve esası olan beş vakit namazı Miraç hediyesi olarak getirmesi gibi...

Peygamberimiz, Allah ile nasıl görüşebilir?
Soru: “Bize herşeyden daha yakın olan Cenab-ı Hakka binlerce senelik mesafeyi aşarak yetmiş bin perdeyi geçtikten sonra Rabbiyle görüşmesi ne demektir?”

Cenab-ı Hak herşeye herşeyden daha yakındır, fakat herşey O’ na sonsuz şekilde uzaktır.
Meselâ, güneşin insan gibi aklı olsa da bizimle konuşacak olsa, elimizdeki ayna aracılığıyla bizimle konuşabilir.
Diğer taraftan biz bir çeşit ayna olan gözümüzle güneşe yaklaşabiliyoruz. Oysa güneş bize 150 milyon km. uzaklıkta bulunuyor, hiçbir şekilde ona yanaşamayız. Güneşe bir derece yaklaşmak için ancak Ay kadar büyümek lazım. Bu da mümkün değildir.
Bu misalde olduğu gibi, gerçek anlamda Cenab-ı Hak herşeye yakındır, ama herşey ona sonsuz derece uzaktır. Ancak Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam, Cenab-ı Hakkın lütfuyla bir anda binlerce perdeyi geçerek Miraça yükselmiş; bütün manevi mertebeleri aşarak huzura varmıştır.

Bir insan nasıl göklere çıkabilir?
Soru: “Bunun bir örneği var mıdır? Bir uçak ancak 10-15 bin metre yukarı çıkabiliyor, bir uzay gemisi ancak Ay'a ve Venüs'e ulaşabiliyor. Bir insan birkaç dakika gibi kısa bir sürede milyonlarca metre uzaklara nasıl gidip gelebilir?”

Yerküremiz, yani Dünya bir yılda yaklaşık 188 saatlik bir mesafeyi bir dakikada döner, yirmi beş bin senelik mesafeyi bir senede alır. Bu muazzam hareketi ona yaptıran ve bir sapan taşı gibi döndüren bir Kudret, bir insanı Arş-ı Âlâya getiremez mi? Güneşin çevresinde o ağır cisim olan dünyayı gezdiren bir hikmet bir insan bedenini şimşek gibi Rahman'ın Arşına çıkaramaz mı?

Peygamberimiz sadece ruhuyla gitse olmaz mıydı?
Soru: "Öyleyse ise neden Miraça çıktı? Ne lüzumu var? Evliya gibi ruhu ve kalbi ile gitse yetmez miydi?"

Cenab-ı Hak görünen ve görünmeyen âlemlerdeki güzellikleri göstermek için, kâinat fabrikasını ve merkezini gezdirmek, insanlığın amel ve ibadetlerinin âhiretteki neticesini göstermek için Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamı oralara davet etmesi gayet makuldür. Sadece ruhu ve kalbi ile değil, bu seyahate bedeninin de iştirak etmesi gerekir.

Görünen âlemin anahtarı olan gözünü, işitilen âlemin anahtarı olan kulağını Arşa kadar birlikte alması gerektiği gibi, ruhunun sayısız görevlerini üstlenen âlet ve makinesi hükmünde olan mübarek bedenini Arşa kadar çıkarması akıl ve hikmet gereğidir.

Zaten Cenab-ı Hak Cennette bedeni ruha arkadaş ediyor. Çünkü pekçok kulluk görevine ve sınırsız lezzetlere ve acılara beden kaynaklık etmektedir.
Öyle ise bu mübarek beden ruha arkadaşlık edecektir. Cennette ruh bedenle birlikte olacaksa Cennetü'1-Me'vâ'nın gövdesi olan Sidretü'l-Müntehaya Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın zatının arkadaşlık etmesi hikmetin tâ kendisidir.

Peygamberimiz Miraça sadece ruhen çıkmış olsaydı, zaten mucize olmazdı. Çünkü her veli ruhen ve kalben o âlemlere çıkabiliyor.

Peygamberimiz kısa zamanda nasıl gidip geldi?
Soru: "Birkaç dakikada binlerce yıllık mesafeye gidip gelmek aklen mümkün müdür?"

Cenab-ı Hakkın sanatında hareket ve hızın derecesi farklı farklıdır. Sesin hızı ile ışığın hızı, elektriğin hızı, hatta ruhun ve hayalin hızı birbirinden bütünüyle farklıdır. Gezegenlerin hızları da birbirinden farklıdır. Meselâ ışığın hızı 300.000 km/sn iken sesin hızı 360 km/sn'dır.

Acaba Peygamberimizin lâtif bedeninin yüce ruhuna tabi olması, ruh hızında hareketi nasıl akla ters gelebilir?

Yine bir insan on dakika uyusa bazı olur ki, bir yıllık iş görebilir. Hatta bir dakikada insanın gördüğü rüyayı, rüyada işittiği sözleri, konuştuğu kelimeleri toplansa uyanıkken bir gün, belki daha fazla bir zaman gerekir.

Demek ki bir zaman dilimi iki kişiye göre değişebiliyor, birisine bir gün, diğerine de bir yıl hükmüne geçebilir.

İşte Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, Burak'a binerek şimşek gibi bütün kâinatı gezip İlâhi huzura çıkıp Rabbiyle sohbet şerefine ermiş, Onun cemalini görmüş, emirlerini alıp dönüp gelmiştir.

Miraçın benzeri bir olay var mıdır?
Soru: "Peygamberimizin Miraça çıkması mümkündür. Fakat her mümkün gerçekleşmiyor. Bunun bir benzeri var mı ki kabul edelim?"

Miraçın çok örnekleri vardır:
Bir insan, gözüyle bir saniyede Neptün gezegenine çıkabilir.
Bir bilim adamı, astronomi kanunlarına binerek tâ yıldızların arkasına bir dakikada gidebilir.
İman sahibi her insan, namazın hareketlerine düşüncesini bindirerek bir çeşit Miraçla kâinata arkasına alarak İlâhî huzura girebilir.
Kalb gözü açık bir veli, İlâhî sırlara kırk günde ulaşabilir. Hattâ Abdülkadir Geylânî ve İmam-ı Rabbanî gibi bazı evliyanın bir dakikada Arş-ı Âlâya kadar ruhen çıktıkları bildiriliyor.
Yine nurlu bir cisme sahip olan melekler bir anda yerden Arşa, Arştan yeryüzüne gidip geliyorlar.
Cennette, Cennet ehli mü'minler, Cennet bahçelerine kısa bir zamanda çıkabiliyorlar.

Bu kadar örnekler gösteriyor ki, bütün evliyanın sultanı, bütün mü'minlerin imamı, bütün Cennet ehlinin reisi ve bütün meleklerin makbulü olan Resul-i Ekrem Efendimizin bir anda Miraça çıkması, dönmesi, bütün yüce âlemleri gezip görmesi gayet makuldür ve şüphesizdir.

Miraçla gelen hediyeler

Birincisi: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün iman hakikatlerini gözleriyle gördü. Melekleri, Cenneti, âhireti, hattâ Cenab-ı Hakkın cemâlini gözleriyle müşahede etti. Sözlerinde ve vaadinde en küçük bir hilafı, aksi beyanı olmayan o yüce insan mü'min ruhlara manen şöyle diyordu: “Sizin inandığınız, melekleri, âhireti, Rabbinizin Nur cemâlini bizzat gördüm; bu iman esasları vardır, mevcuttur; tereddüt ve şüphe etmeyiniz.” Böylece mü'minler sonsuz bir imana ermenin saadetine kavuştular.

İkincisi: İnsan herşeyi merak ediyor. Ayda hayat var mı, yok mu diye araştırıyor. Halbuki Ay O Ezelî Sultanın memleketinde ancak bir sinek kadar yer kaplıyor.

Mü'minler merak ediyorlar. “Rabbimiz bizden ne istiyor? Acaba ne yaparsak Rabbimiz bizden razı olur? Bir yolunu bulsak da doğrudan doğruya Rabbimizle muhatap olsak, bizden ne istiyor, anlasaydık” derken, İki Cihan Serveri yetmiş bin perde arkasından ezel ve ebed Sultanının razı olacağı amelleri Miraç meyvesi olarak getirdi beşere hediye etti. Bu hediye başta namaz olmak üzere İslâmın diğer esasları ve ibadetleridir.

Üçüncüsü: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam ebedî saadet definesinin anahtarını alıp getirmiş, cinlere ve insanlara hediye etmiştir. Peygamber Efendimiz kendi gözüyle Cenneti görmüş, sonsuz saadetin varlığını müşahede etmiş ve bu büyük müjdeyi haber vermiştir. Öyle ki, bir adama idam edileceği anda affedilerek padişahın yakınında bir saray verilse ne kadar sevinir.
Öyle de bütün cinler ve insanlar sayısınca toplu bir müjde olan bu sevinç ne kadar önemli ve değerlidir.

Dördüncüsü: Peygamber Efendimiz Miraçta Cenab-ı Hakkın cemalini görme nimetini tattı. Bu manevi nimetin Cennette mü'minlere de nasip olacağı müjdesini verdi. “Ayın on dördünü nasıl açıkça gözünüzle görüyorsanız, Rabbinizi de öyle Cennette apaçık göreceksiniz” buyurarak bu ezelî müjdeyi bizlere hediye olarak getirdi.

Beşincisi: İnsan kâinatın en kıymetli bir meyvesi ve Kâinat Sahibinin en nazlı bir sevgilisi olduğu Miraçla anlaşıldı. Kâinata nisbetle küçük bir varlık, zayıf bir canlı olan insan bu meyve ile öyle bir dereceye çıktı ki, bütün varlıklar üzerinde bir makam ve mevki kazandı. Çünkü rütbesiz bir askere, “Sen paşa oldun” dense ne kadar sevinir.
Öyle de âciz, fani, devamlı ayrılık ve zeval tokadını yiyen biçare insana birden, "Sonsuz ve baki bir Cennette Rahman ve Rahîm olan Allah'ın rahmetine gireceksin" dendiğinde o insan ne kadar büyük bir mevki ve makama çıkar. Cennette hayal hızında, ruh genişliğinde, akıl akıcılığında, kalbin bütün arzularında Cenab-ı Hakkın ebedi mülkünde seyir ve seyahate erecektir. Cenab-ı Hakkın nur cemalini seyretme nimetini tadacaktır. Böyle bir insanın kalb ve ruhu ne kadar büyük bir sevince kavuşur değil mi? Miraçın bu meyvesi insanın en büyük arzu ve hedefidir. (Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, 31. Söz.)

Miraç Gecesi Namazı
Miraç gecesi kılınacak namaz on iki rekattır. İki rekatte bir selam verilerek kılınacak olan namaz on iki rekat ile bitirilir. Her rekatte Fatihadan sonra on kere ihlas okunur. Kılınma zamanı yatsı namazı kılındıktan sonra, imsak vaktine kadar ki herhangi bir vakit olabilir. Bu oniki rekat namaz bittiği zaman selamdan sonra yüz defa :

“Sübhanallahi vel hamdülillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyül azim” duası okunur.

Ardından da yüz kere istiğfar yapılır.

Miraç Gecesinin Gündüzünde Kılınacak Namaz
Miraç gecesinin gündüzünde öğlen namazını kıldıktan sonra sonra dört rekat namaz kılınır.
Bu namazın;birinci rekatında Fatiha’ dan sonra bir kere Felak suresi, ikinci rekattan sonra bir kere Nas suresi, üçüncü rekatta üç kere Kadr suresi, dördüncü rekatta elli kere İhlas suresi okunur.


Kaynaklar:
1. Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı, Sözler, 31. Söz
2. Mübarek Aylar Günler ve Geceler
3. Üç Aylar İbadet Rehberi
 

 

Logged

gurbetten sılaya
Osman Keleş
Site Yöneticisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 427



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #21 : Aralık 09, 2011, 10:45:04 »

Sıla-i rahim hangi anlamları ifade eder? Sıla-i rahim kimleri kapsar? Hükmü nedir? 
Cevap:

Sıla: Kavuşmak, ulaşmak, vuslat demektir.
Sıla; “ulaşmak”,“ kavuşmak” manasına gelen “vusul” kökünden mastardır.
Rahim; kelime olarak rahmetten gelir. Rahmet “acımak”, “şefkat duymak ” manalarını taşır.
Akrabalık, hısımlık, yakınlık, kuvvet, karabet gibi farklı kelimelerle dile getirilen beşeri yakınlığı ifade eder. (Fîrûzâbâdî, İbnü'l-Esir)
Bir nesneyi bir nesneye ulaştırmak bitiştirmek ve eklemek manasındadır. (Okyanus)
Sıla-i rahim: Hısım akrabayı ziyaret emek ve onlarla görüşmek ve mektuplaşmak; alakayı devam ettirmek akrabanın kusurlarını affetmekdir.
“Sözgelimi iş ve ikamet yerimiz akrabalardan uzaklarda ise zaman zaman ziyaretlerine gitmek, mektup yazıp telefon etmek; yakında ise arada sırada görüşmek, yardımımıza muhtaçsa yardım etmek, hastaysa ziyaret etmek, bir meselesi varsa ilgilenmek; sürurunda tebrik, üzüntüsünde teselli ve taziyede bulunmak, hal hatır sormak, selam vermek vs. hepsi sıla-i rahme dâhildir.
Sıla-i rahim öncelikle akrabalara karşı talep edilmiş ise de, komşulara, arkadaşlara, meslektaşlara, iş arkadaşlarına, din kardeşlerine ve her çeşit tanıdıklara karşı da vazife ve borç kılınmıştır.
Sözgelimi, karşılaştığımız bir mümine, tanımasak bile verilen bir selâm, yaşlı bir kimseye yer gösterme, otobüste yer verme, düşen bir çocuğu kaldırma, soran kimseye adres tarif etme, ictimâî münasebetlerde güler yüzlü, tatlı sözlü olma, hayırhah ve yardımsever tavrı takınma vs. hepsi birer sıla-i rahim'dir.
Şu halde sıla-i rahmi, bu sayılanlardan sadece biri olarak anlamak büyük bir eksiklik olur. Âlimler sıla-i rahmin dereceleri olduğunu, en yüksek derecesinin nikâh düşmeyecek derecedeki yakın akrabalar arasında bulunduğunu, buna riayetin farz olduğunu söylerler.
Bu görüşe göre amca, dayı çocukları arasında farz olmaz. En aşağı derecesini de selamlaşma olarak ifade eden olmuştur. Bazı âlimler, miras babında zevi'l-erhâm (yakın akraba) denen bütün akrabaya farz olduğuna hükmetmiştir.” (Kimya-yı Saadet)
Rahim (akrabalık) Allah’ın (cc) isimlerinden bir isimdir
Rahim (akrabalık) arşta güzel bir dille şöyle konuşur:
“Allah’ım! Benimle ilgi kuranla ilgilen, benden uzaklaşandan sen de uzaklaş.” Bunun üzerine Cenab-ı Hak (cc):
“Ben Rahman ve Rahim’im. Rahimi (akrabalığı) ismimden aldım. Kim ona bağlanırsa, onunla ilgilenirim. Kim onu terk ederse, ben de onu yüzüstü bırakırım.” buyurdu. (Bezzar) 
Logged

Atas yakar bacasina,dumani tütmeyen,
Keklik gibi gaya,ardinda cikip ötmeyen
Okuyup yazmazi,sitemiz neylesin Osman?
Gönlünde paylaşmak geçmiyorsa neylesin osman..
H.KANAR
İbrahim Demirel
Kıdemli Üye
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 293



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #22 : Aralık 09, 2011, 13:12:39 »

bilgiler için allah razı olsun.
« Son Düzenleme: Aralık 09, 2011, 13:23:28 Gönderen: Osman Keleş » Logged
AhmetTasseki
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #23 : Aralık 14, 2011, 09:28:58 »

Sila-i Rahim hakkinda:
Osman kardesimizin yazisinin basindaki tanimla cok güzel bir tanimlama.

"Sıla: Kavuşmak, ulaşmak, vuslat demektir."

Allahu Teala Zül Celal Harelerinin hakki her seyin hakkindan önce geldigine göre, O'na vuslat etmenin gercek manada sila-i rahim  kanisindayim.

Allahu Teala Zül Celal Hz. insan tabiatinin 7 vadisinden gecmeyene hakiki kulum nazariyla bakmayacagini bildirmistir (Bekir Sidki Visali Hz. (KS))
Bu 7 vadiden gecmeden, yani seyr-i süluk etmeden, gercek manada Allaha Vuslat gerceklesmez.
Bu 7 vadinin isimleri:
1. Nefsi Emmare
2. Nefsi Levvema
3.Nefsi Mülhime
4.Nefsi Mutmainne
5.Nefsi Raziye
6.Nefsi Maraziye
7.Nefsi Safiye

Bu arada sunuda belirtmek gerek, bu 7 vadiden gecmek, seyr-i süluk etmek, ömür boyu sürecek bir bir yasam tarzidir, mücahede ve cihaddir (Nefisle Mücadele).

Nitekim Rasulullah Sallallahu Teala Aleyhi Vesselam Efendimiz: Bir savas sonrasi "Simdi kücük cihaddan büyük cihada dönüyoruz" buyurmustur.

Ayrica Mukarrebin kelimesiyle Akraba kelimelerinin arasindaki baga dikkat cekmek istiyorum.  Ayni Kökten geldigi kanisindayim.

Mukarrebin meleklerden bahsedildigi gibi mukarrebin velilerden bahsedilir. Bunlar Allahu Teala Zül Celal Hazretlerine seyri süluk ederek yakin elde etmis kullardir. Bundan su manayi cikarabiliriz: "Allahin Veli kullarini ziyaret edin onlara hürmet edin ve saygi gösterin."

Selamlar
Allaha (CC) emanet olun Allahla (CC) Kalin.
Logged
AhmetTasseki
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #24 : Ocak 11, 2012, 18:25:25 »

"Men Arefe nefsehü fekad arefe Rabbehü - Nefsini bilen kimse süphesiz ki Rabbini bilir." (Hadisi Serif)

1.Nefsi Emmare:
"Innennefse le emmeratün bissu'i - Nefis olanca siddetiyle kötülügü emreder" (Yusuf 53).

"Andolsun ki, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık. Onların kalbleri vardır, fakat onunla gerçeği anlamazlar. Gözleri vardır, fakat onlarla görmezler. Kulakları vardır, fakat onlarla işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibidirler. Hatta daha da aşağıdırlar. Bunlar da gafillerin ta kendileridir."(Araf 179)

*Sifatlari yedidir, hem hayvani vahsidir.
*Huyu: Hirs, tamah, sehvet, gazap (hirs, kanaatkarsizlik, dünyaya asiri baglilik, öfke/hiddet)
*Fiilleri: Bugz, hased, bahillik (Kin gütmek, kiskanmak, cimrilik)
*Zevki: Darbü zulüm, Hubbü dünya (Zulm etmek ve dünyayi cok sevmek)
*Korkusu: Selbü dünya, mevti can (dünyaligini kaybetmek ve ölümden korkmak)

Ilaci: "La ilahe illallah - Muhammdeün Rasülullah" zikrini cok yapmak.

Bu tesbihatla emmare sahibi olan, 24saat icinde 4saat bütün azalarini seriatle örter ve masiyete (günahlara)
dönmezse ruhu hayvan acikta kalir....

Logged
AhmetTasseki
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #25 : Ocak 31, 2012, 16:31:17 »

2.Nefsi Levvame:
 
- Kendisini kınayan, işlediklerinden dolayı pişmanlık duyan ve kendini hesaba çeken nefis -

"Ve lâ uksimu bin nefsil levvâmeh - Ve andolsun kendini kınayıp duran nefse" (el-Kıyame, 75/2).

Sifatlari yedidir, hem hayvani Ehlidir.
*Huyu: Hamakat, Cehalet, Giybet (Ahmaklik-Akli olan ama geregi gibi kullanmayan, Bilgisizlik, Dedi Kodu)
*Fiilleri: Kesreti Ekil, Cima, Nevm (Cok yemek, cima etmek, uyumak )
*Zevki: Davul önünde oynamasi
*Korkusu: Kürsü dibinde aglamasi

Ilaci: "......................... " zikrini cok yapmak.
Logged
AhmetTasseki
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #26 : Şubat 06, 2012, 16:30:33 »

3.Nefsi Mülhime:
 
- Ilham olunan Nefis -

"Fe elhemehe fücuraha ve takvahe - Allah (CC) ona fücur ve takvasını ilham etti.” (Eş-Şems , 91/8).

Sifatlari yedidir, hulki seytanidir.
*Huyu: Ucüb, kibir, mekrü riya (Kendisini baskasindan üstün bilmek ve  üstün göstermek,hile ve gösteris)
*Fiilleri: Fitne, fesat, idlali nas (fitne fesat, insanlari dogru yoldan saptirma)
*Zevki: Ucbü riya, hubbi medih (Ucbü riya edip kendini begenmek)
*Batini: Kemali Fisk-i Fücur (Ic aleminde itaatsiz ve isyankar)
*Zahiri: Ziyneti Zühdü Takva, hodbin olup ibadete hem sofudur  (kendini ibadete düskün Zühd ve takva sahibi göstermesi)

Ilaci: "…………." zikrini cok yapmak.

Iste burada saliklerin (seyri süluk erbabinin, ehli zikirin) ayaginin kaydigi, yollarini sasirdiklari yerdir. Allah (C.C.)  korusun, yardimcimiz olsun.

Belki saliklerin su sure mucibince “Aranızda kıyâmet günü cehenneme uğramayacak olan hiç kimse yoktur. Hepiniz mutlaka cehenneme uğrayacaksınız. Sonra Biz takva sahibi olanları kurtarırız. Cehennemde kalacak olanlar, diz üstü çökmüş vaziyette cehennemi kaplarlar.” (Meryem 71/72), Cehennemi daha dünyada yasadiklari yerdir.

Böyleleri disaridan bakinca Musa zannedersin, iclerine bakinca Firavun gibidirler. Bunlarin ne kendilerine faydasi vardir ne de cevresindekilere. Belki burasi benligin tamamen ön plana ciktigi yerdir.
Olaki kamil bir yol gösterici bunu buradan cekip cikarsin, itminana (mutmainneye) ulastirsin yukaridaki Meryem suresindeki ayet tahakkuk etsin.

Allah (C.C.) yardimcimiz olsun, Rasulullah sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin safeatini ve onun seckinlerinden olan ümmetinin himmetini üzerimizden eksik etmein. Amin..
Logged
AhmetTasseki
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #27 : Şubat 09, 2012, 13:05:25 »

4.Nefsi Mutmainne:
 
- Itmi’nâna ermiş (itaatkâr, mutmain olmus) Nefs -
“Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh  lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb(kulûbu)- Böyleleri, inanan ve gönülleri Allah'ın zikriyle/Kur'an'ıyla tatmin bulan kişilerdir. Gözünüzü açın! Kalplerr yalnız Allah'ın zikriyle tatmin(mutmain) olur. (Er Ra`d, 13/ 28)

“ Yâ eyyetuhen nefsul mutmainneh. İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh. Fedhulî fî ibâdî. Vedhulî cennetî -  Ey mutmain olan nefs! Rabbine dön (Allah'tan) razı olarak ve Allah'ın rızasını kazanmış olarak! Artik iyi kullarımin arasına katıl! Ve cennetime gir! (El-Fecr , 89/27-30).


Sifatlari yedidir, hulki mmelekidir.
*Hali: Tevazu ve Ihlas
*Fiilleri: Kanaat, sehavet, şecaat), iffet (Kannaat etmek, Cömertlik, Cesurluk/Yigitlik)
*Zevki: Emri itaat, ibadet
*Korkusu: Terki taat, fiili masiyet

Ilaci: "…………." zikrini cok yapmak.

Ey Allah'a ulaşmayı dilemiş, mürşidine tâbî olmuş ve emmare, levvame, mülhime kademelerine ulaşmış sonra onları aşarak, mutmain olmuş, yani doyuma ulaşmış ve nefsinde nur birikimini sağlamış olan nefs!
Nefsinden fani olarak ruhaniyet kazanip Rabbine vasil olan nefs….
Yani, nefs hidayet üzere olup daha hayatta iken Allah'a ulaş vasil ol. İnnel hudâ hudallâhi (Muhakkak ki hidayet Allah'a ulaşmaktır).
Böylelikle nefsini tezkiye ettikten sonra ruhunu Allah'a ulaştırdığın zaman Bana kul olursun) “kullarımın” arasına katilirsin. Ve cennetime girersin. Yani 3 mertebedeki cehennem halinden kurtulup daha dünyada cennet halini yasarsin.

Ücüncü mertebeden sonrasini yazmak haddime degil, hele dördüncü mertebeden sonrasini  hic degil. Lakin resim biraz netlik kazansin diye mutmainneyide ekledik.

Bundan sonrasini (Raziye, Maraziye ve Safiye) yazmak bize düsmez. Orasi büyük insanlarin, Allaha (C.C.) vasil olmus olanlarin degerlendirebilecegi bir seydir.
Logged
Sayfa: 1 [2]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer: